Sevgili Okuyucular!
Koçgiri, kamuoyunda adını yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde 1919-1921
yılları arası, "Türk Milli Kurtuluş Şavaşı" döneminde
"Ankara Hükümeti`ne" yani "Kemalist Hareket`e" karşı, birkaç Kürt aydını
önderliğinde, zamanın Osmanlı Imparatorluğu`nun memuru
konumunda olan aşiret reisi, ağa ve paşaların desteğinde cereyan eden, "Koçgiri
İsyan`ı" çerçevesinde duyurdu. Bundan dolayı Koçgiri denince, sadece aynı
isimli aşiretin iskan bölgesi değil, aynı zamanda isyana katılan Kurmeş(an),
Cerek(an), Canbeg(an) ve Şadi(yan) aşiretleriyle,
isyana başta katılan ve daha sonra bundan vaz geçerek, Kemalistlerin yanında yer alan
Ginni(yan) aşireti ve isyana katılmak isteyip fiiliyatta katılmayan Direj(an), Parçika(an), ve
Atma aşiretlerinin iskan bölgesi akla gelir.
Dersim`in kuzey-batı parçasını oluşturan "Koçgiri,
ekonomik, sosyal ve kültürel olarak geri kalmış bir kürt bölgesidir. Bunun nedeni,
sadece Türkiye Cumhuriyeti`nin ve emperyalist ülkelerin bölgeye ilişkin politikası ve
tutumu değildir. Onların rolu kesinlikle gözardı edilemez. Lakin Koçgiri`nin
toplumsal iç yapısı da (aşiret, kabile düzeni ve özellikle de dini yapı)
geri kalmışlığı muhafaza etmiştir.
Bölgede tarım ve hayvancılık sadece iç ihtiyacı karşılamak için
yapılıyordu (kapalı iktisadi yapı). Üretim yöntemi, araç ve gereçleri yüzlerce yıl
geliştirilmemiş, eski ve ilkeldi. İnsanlar ihtiyaçlarını karşıladığı
sürece dışarıdan
bağımsızdı. Fakat dış pazara yönelik üretim yapılmadığından,
üretim araçlarının modernleştirilmesi için gerekli birikim de yapılamıyordu.
Çoğalan nüfus karşısında
üretimin artırılamaması insanları gittikçe fakirleştiriyordu.
Bölgenin coğrafik yapısı ve iklimi tarıma elverişli değildi..."
Koçgiri, bugüne kadar Kürt kökenli sosyal araştırmacılar tarafından bu denli derin
ve geniş araştırılmadı
ve tanıtılmadı. Ekonomik alt yapısı, üretim ilişkisi, siyasi, sosyal ve
kültürel yapısı,
dini, dili, örf ve adetleri, hikaye, fıkra, masal ve öyküleriyle Koçgiri ilk kez bu
kitapta anlatılmakta ve tanıtılmaktadır.
Sosyolog Mamo Baran, bölgeyi senelerce karış karış dolaşarak
insanlarla konuştu, onları fotoğrafladı,
bölgeyle ilgili yazılmamış diğer bilgi ve belgeleri topladı, aşiretlerin
ve ruhani sınıfın (dini ocakların)
tarihçeleriyle birlikte köylerini tespit etti ve bu kitapta yayınladı.
Kürtler, Türk devrimci ve demokratik muhalafetindeki insanlar, Aleviler, özellikle de Koçgiri`liler bu kitabı
okumalı, eleştiri ve katkılarını yazara bildirmelidirler.
Yasaklanan ve saklı kalan tarihimiz ve kültürmüz
ancak bu şekilde belgelenebilir ve gelecek kuşağa aktarılabilir.
Saygı ve Sevgiler
Başa dön